Oralarda ne işin var, senin yolun başka, yokuşların başka

Cevapla
TESLA
VIP
VIP
Mesajlar: 40
Kayıt: Prş Nis 20, 2017 12:00 pm
Reputation: 20

Oralarda ne işin var, senin yolun başka, yokuşların başka

Mesaj gönderen TESLA » Cum Nis 21, 2017 11:20 pm

Yazar: nature

Ne zaman başkasının çizdiği bir kalıba göre davranma içgüdüsüne yakalanıp, sonradan kendime gelsem kulağımda çınlar oldu Nil'in bu sözleri.

Bu yazı aslında "Sevdiğin şeyi yap, yaptığın şeyi sev." teması üzerine. İlk yazım Martin Eden Sendromu'nda hayallerimin yıkılışını anlatmıştım. Bu süreç, tabii ki Türkiye'de tıbbi kariyerin ilk basamağı olan TUS'a hazırlanarak ve "Ne yapıcam ya şimdi ben?" diye düşünerek geçti. En sonunda dedim ki nasılsa hayal, hedef adına bir şey kalmadı. En iyisi bölüm yerine puan hedefleyeyim (hedefi olmadan çalışamayanlar familyasına mensubum), güzel bir puan aldıktan sonra da işte gündemde trend bir yer yazarım.

Şimdi ben bilinç düzeyinde bunu düşünüyorum ama, ilk yazımda bahsettiğim mutlu, hevesli küçük kız bir yere uçup gitmemiş, beni dürtüp duruyor. Aklıma Sami Zan hocanın "En acınacak insan, görevinden ücretten başka bir şey alamayandır." sözü düşüyor, uykularım kaçıyor.

Günlerden bir gün, ne yazsam ne yapsam diye karşıma kontenjan listesini alıp karalamalar, hesaplar yaparken onu gördüm. Çalışmak istediğim bölümü. Daha önce hiç düşünmediğim ama o güne kadar yaptığım, ettiğim ne varsa çıtçıtın "çıt" sesi gibi kafamda oturan, gönlüme sinen bölüm. Bir kez bir şeye ya da kişiye gönlünüzü verdiğinizde tüm olumsuzluklar çekilir oluyor bir anda. O an hasta yakınları baş edilir geldi, nöbetler tutulur geldi, sınavlar aşılır geldi... Anladım ki mesele en az zahmeti sunan işi bulmakta değil, mesele gönlünün muradını bulmakta.

Steve Jobs'ın şu sözleri çok yerinde gelir bana: "Neyi sevdiğini bulmak zorundasın. Bu, aşk kadar işinde de geçerli. İşin hayatının önemli bir kısmını oluşturacak ve gerçekten mutlu olmanın tek yolu, harika bir iş yaptığına inanman. Bu da ancak yaptığın işi seviyorsan mümkün. Eğer henüz onu bulamadıysan, aramaya devam et. Daha azına razı olma. Kalple ilgili tüm meselelerde olduğu gibi, onu bulduğunda anlayacaksın. Ve tüm doğru ilişkilerde olduğu gibi, yıllar geçtikçe her şey güzelleşecek. Dünya üzerindeki zamanın kısıtlı, onu bir başkasının hayatını yaşayarak boşa harcama. Başkalarının görüşünün yarattığı gürültünün, kendi iç sesini bastırmasına izin verme. Ve en önemlisi, kalbini ve sezgilerini takip edecek cesarete sahip ol. Kalbin ve sezgilerin bir şekilde çoktan senin aslında ne olmak istediğini biliyorlar."

Elbette herkes hemen sevdiği işi bulacak kadar şanslı olmayabilir, büyülü ormana girip birkaç kez yolunuzu kaybedip tekrar bulmanız gerekebilir gerçekten ait olduğunuz yeri bulana kadar. Ama bulduğunuzda ona sıkı sıkı tutunun. Onu bulduğunuzda anlayacaksınız ki bir yer var tüm önyargılarınızın, şartlanmalarınızın, şimdiye kadar düşündüğünüz her şeyin ötesinde.

Sizi de mutlaka umutusuzluğa sürükleyen şartlar/insanlar olmuştur. Ait olduğum yeri bulduktan sonra anladım ki o sorunlar yerli yerinde duruyor. Ama ne olursa olsun içinizde mesleğinize dair sevgi varsa, kötü niyetli insanlar kadar iyi niyetli insanlarla da karşılaşıyorsunuz. Başınıza kötü şeyler kadar iyi şeyler de geliyor, bir kapı yüzünüze çarpılırsa başka bir kapı siz daha çalmadan açılıyor. Biliyorum herkes için mümkün değil ama umarım olabildiğince çok kişi gönülden sevdiği işi bulur ve içinde pes etmeyecek, mücadele edecek cesareti bulur. Çünkü tüm mücadeleleri kazanamazsınız, ama her hareket bir iz bırakır.

Bugün, Nazi Polonyası'nda getto kapısında görevli asker de hayatta değil, gettoya her ziyaretinde ecza çantasında bebek kaçırıp 2500 can kurtaran Katolik hemşire Irena Sendler da. Hayat, akıntıya göre yol alıp, hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeye dokunmadan bir an önce game over'a varmaya çalışmak için fazla kısa değil mi?

Yazımızı Nil'le açtık, Nil'le kapatalım :) : https://www.youtube.com/watch?v=q-wCI61MgnU

Dip not:
Yazıda hemşirenin Katolik olduğu, mensubu olmadığı bir topluluğun katledilmesinin trend olduğu günlerde, istese suya sabuna dokunmama seçeneğinin olduğunu göstermek için belirtildi. Kimsenin inancı ile ilgili bir gönderme amacı taşımamaktadır :)

Steve Jobs'ın Stanford'da yaptığı, alıntıladığım konuşmasının tamamı (Türkçe yok ama İngilizce altyazı seçeneği var): https://www.youtube.com/watch?v=UF8uR6Z6KLc

Yazıları birer hafta arayla yayınlamak niyetindeydim ancak yoğunluktan dolayı uzun bir ara vermek durumunda kalırsam, birbirinin devamı niteliğindeki bu iki yazı peş peşe dursun hiç değilse dedim :)

TUS'a çalışırken kendi tarzını bulmanın ve sürdürmenin önemi, pasif vs aktif çalışma üzerine de yazmak istiyorum ancak senseilerimizi ilgiyle takip ettiğimden henüz o konuya değinmiyorum :)

07 Şubat 2017



Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Köşe Yazıları” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir