Fizyoloji Dersine Nasıl Çalışılır?

Cevapla
Bilgi Bilek Büker
Onur Üyesi
Mesajlar: 35
Kayıt: Cmt Eyl 02, 2017 3:56 pm
Reputation: 60

Fizyoloji Dersine Nasıl Çalışılır?

Mesaj gönderen Bilgi Bilek Büker » Sal Ara 05, 2017 9:26 pm

HİSTOLOJİ – EMBRİYOLOJİ – FİZYOLOJİ
(Yeni Versiyon)
Merhabalar

Sizlere fizyoloji-histoloji-embriyoloji bölümü hakkında tavsiyeler sunmaya çalışacağım.

Kendi fizyoloji geçmişimize baktığımızda çoğumuzun aklına guyton ile boğuştuğu zamanlar gelir. Bir nirvanadır guytonu okumak, herkesin hayalidir; tıpta ilk yapılacaklar arasındadır. Önce netter sonra tabi ki guyton mutlaka olmalı derler. Hepimiz elimize aldık o kitabı. Hele guyton’un kardiyovasküler fizyolojisini anlamaya çalışmak için ne çırpındık; -guyton kardiyovasküler fizyologdur; ganong ise nörofizyologdur- Kabul edelim o kitapla en çok böbrek konusunu çalışırken anlaştık. Belki de en sade yazılmış bölümdür böbrek bölümü. Guyton çalışırken sürekli “evet, evet; hıı hıı tabi öyle, hımm” diye diye okuduğumuz ve okurken anladığımızı, öğrendiğimizi düşündüğümüz sayfalardan sonra kitabı kapatınca hiçbir şeyin gözümüzün önünde canlanmamasına moralimiz bozulmadı değil. Ama artık o günler geride kaldı. Zaten bir daha da eğer fizyoloji seçmeyeceksek guytonla karşılaşmayı beklemiyoruz.

Dipnot: guyton çok yüksek emek verilerek hazırlanmış bir kitaptır. Fizyolojideki yeri tartışmasız ilk sıralardadır. Ancak Guyton’ın 13. baskıdan önceki tüm serileri bir öğrenci kitabı niteliğinde değildir; takıldığınız bölüm hakkında detaylı bilgi almak için başvurulacak uzmanlık seviyesinde bir kitaptır. Bazı fizyologların dahi anlarken zorlandığı (özellikle de kardiyovasküler fizyoloji bölümü) epey kısım varken 2.sınıf tıp öğrencisinin boyunu aşan bir kitaptır. Ancak son basım olan 13.baskı önceki baskılara göre oldukça sadeleştirilmiş ve çok daha okunabilir hale getirilmiş, şekil ve grafik tasarımı daha da güzelleştirilmiş bir kitap olmuş. Artık Guyton da 13.baskı ile öğrencilere olan hitabetini anlaşılır boyuta taşımıştır. Daha az ve öz bilgi isteyenler bir öğrenci için hem anlaşılırlığı hem de bilgi yeterliliği açısından en iyi ve en okunabilir kaynak Ganong’dur.

Şimdi tus için fizyoloji nedir ona bakalım. Tusta fizyoloji 18 soruyla karşımıza gelir. 14 soruda son anatomiyi çözdükten sonraki ilk soru fizyolojidir. 15. soruda başlar 32.sorudan sonra sınavı biyokimyaya devreder. Konu konu ele alacak olursak eğer;

Hücre Fizyolojisi & Histolojisi: Fizyoloji başlıyorrr… Rahat bir başlangıçtır. Hücre konusu farklı derslerde telafisi yapılabilecek bir konudur. Örneğin biyokimyanın da ilk kısmı hücre biyokimyasıdır. Oldukça paralel gider. Reseptörler ve etkileri kısmı ise farmakolojide genel farmakoloji kısmında bir kez daha el sallar bize. Ancak bu bölümde başka bir dersle telafisi yapılmayacak yer hücre iskeleti kısmıdır. Bu bölüme çalışırken ayrı bir önem vermek gerekir. Hücre iskeleti kısmı için soru çözdürecek bilgiler sadece fizyolojide geçer.

Doku Histolojisi: Birçok sistemin temeli doku histolojisi ile atılır. Örneğin henle kulpunun inen kolu tek katlı yassı epitele sahiptir. Yassı epitel ise geçirgenlikle alakalıdır. Şimdi bu iki bilgiyi birleştirip üriner fizyolojisi kısmına taşıdığımızda neden inen koldan sadece suyun emilimi olduğunu anlamamız kolaylaşır. Bir örnek daha aynı mantıkla bowman kapsülü de tek katlı yassı epitele sahiptir. Şimdi artık tek katlı yassı epitelin geçirgenlikle alakalı olduğunu öğrendiğimize göre bowmanın da filtrasyon olayına neden katıldığını anladık dimi 😊 İşte bu 2 örnekte de görüldüğü gibi doku çok önemli bir konudur. Bir de doku histolojisinin en çok soru çıkaran yeri deri histolojisi ve kas dokusu kısmıdır. Tus deri ve kas dokusu sormayı çok sever. Yaklaşık 30 soru gelmiş deri ve kas doku histolojisinden. Son zamanlarda boyama teknikleri de sorgulanır oldu. Buraya da bir yıldız koyalım.

Embriyoloji: tusta en çok unutulan en çok tekrarı hak eden bölümlerden biridir embriyoloji. Her defasında tam anlar gibi oluruz sonra unuturuz. Ancak tusta embriyolojide, çalıştığımız yerlere göre detay sorular yerine daha temelden sorular gelmektedir. Ancak yine de konu bütünlüğü açısından biraz ayrıntıya girmekte fayda vardır. Konu başlıklarını gelişimine göre hafta hafta çalışmak temel yaklaşımdır. Bunun dışında ektoderm-endoderm-mezodermden ne gelişir bilmeden sınava girilmemeli.

Genital Sistem: embriyolojinin üzerine çalışılması yerinde bir yaklaşımdır. Konunun neredeyse tamamı kadın doğumda da geçer. O yüzden embriyoloji üzerine rahat bir okuma yapmak yeterlidir. Nasılsa kadın doğumda yeteri kadar irdelenecek bu kısımlar.
Sistemlere girmeden önce buraya kadar çalışılan hücre & doku & embriyoloji & Genital sistem konularının tekrar ederek ilerlenmesini tavsiye ederim.
Endokrin Sistem: işe ilk olarak hangi hormonun hangi yapıda olduğunu öğrenerek başlamak gerekir. Zira “hangisi steroid / amin / protein yapılıdır” şeklinde hem fizyoloji hem de biyokimya çok soru sorar. Endokrin fizyolojinin büyük kısmı dahiliye endokrini ile paralel gider. O yüzden bu konu endokrinoloji tarafından yeterli düzeyde desteklenir. Ek olarak son bir cümle daha kurmak gerekirse kortizol etkileri, gh’un etkileri -ki hangisi direkt kendi etkisi hangisi igf-1 aracılı etki- iyi bilinmelidir.

Hematopoetik Sistem Fizyolojisi: Diğer dersler tarafından desteklenen bir konu daha. Kan elemanları kısmı mikrobiyolojide İmmün sistem tarafından, Hemostaz ve kanama diatezi kısımları ise dahili hematoloji tarafından neredeyse hiç eksik kalmayacak kadar desteklenir. Birde eritrosit gelişiminin evrelerine aman dikkat.

Sindirim Sistemi Fizyolojisi: Hangi sindirim kısmının nerden geliştiği ilk altı çizilecek yerdir. Son zamanlarda tat konusunun tüm dünyada üzerine durulduğunu görüyoruz. Güncel bir konu olması itibariyle tat duyularının reseptörleri iyi bilinmelidir. Özellikle umami tat olarak adlandırılan 5.tat potansiyel sorudur. Genel cerrahideki kanser evrelerinin mantığını anlamak için normal gis kanalının içten dışa tabakalarının çok iyi bilinmesi gerekir. Hangi katta ne bulunur hangi sinir ağı tabakanın neresinde çok dikkat etmek lazım. Birçok hastalık buradaki fizyolojinin bozulmasından oluşur.

Solunum Sistemi Fizyolojisi: kısacık bir konu. Hiç telaşa gerek yok. Soruları da basit ben diyeyim. Ama şu tip 2 pnömositin diğer isimlerine dikkat et olur mu? Alveol hücre tipleri nelerdir hemen çiz altını. Asıl solunum fizyolojisi inspirasyon, ekspirasyon ve bunların oluşturduğu hacim ve kapasitelerden oluşur. Konunun kalbi buralardır.

Kardiyovasküler Sistem Fizyolojisi: kabul etmek gerekir ki fakülteden EKG’yi tam anlamıyla bilip mezun olan çok az kişi vardır. O açıdan gerek kardiyovasküler fizyoloji gerekse dahili kardiyo bölümleri sınavlarda korkulan, çalışırken de hep eksik bir şeyler kalmış hissi uyandıran bölümdür. Fizyoloji açısından sinoatrial düğüm aksiyon potansiyeli ile ventrikül kası aksiyon potansiyeli birbirinden ayrıt edilmelidir. İkisi başka şeydir. İlk dikkat edilecek yer burasıdır. Kalp kasının döngüsünü anlamak dahiliyede kapak darlıklarının ve yetmezliklerinin anlaşılmasının yoludur. Ekg kısmında ise hangi elektrodun nereye bağlandığını bilmek gerekir. Zira meslek hayatında yanlış elektrot bağlanmasının sonucu olarak patolojik zannedilen ekglere sıkça rastlanır. Sınav açısından zorlayıcı sorular kardiyodan pek gelmez. Tıpkı embriyoloji gibi zor bekleriz ama genelde çalıştığımız yerlerle örtüşen sorular gelir.

Santral Sinir Sistemi: Nörofizyoloji anlaşılması diğer sistemlere göre daha zor ve daha zaman alıcıdır. Genelde beklenmedik, kitaplarda duymadığımız, derslerde değinilmeyen sorular hep bu kısımdan gelir. Nörofizyoloji çalışırken nörotransmitterlerin tüm özelikleri bilinmelidir. Aynı bölüm farmakolojide anlatılıyor olsa da yine burada iyice üzerinde durulmalıdır. Son zamanların popüler konularından olan yeme davranışı, açlığı ve tokluğu uyaran maddeler çok iyi bilinmelidir. Potansiyel soru adayıdır bu başlık. Son olarak ağrı ile ilgili yolların altını çizmek gerekir. yavaş ağrı, hızlı ağrı, bunları taşıyan yollar ve aracılık eden Nörotransmitterler soru sorulabilecek diğer alanlardır. Bu alandan verilebilecek yanlışlar üzücü olmasın.

Üriner Sistem Fizyolojisi: dahiliyenin nefrolojiye giriş kısmı tarafından yeterli düzeyde desteklenen bir konu başlığıdır. Burada en önemli noktalardan biri renin salınımını artıran ve azaltan faktörlerin öğrenilmesidir. “hangisi renini artırır / azaltır” şeklinde onlarca soru sorulmuştur günümüze kadar. Tübül fizyolojisi çalışılırken ADH etkisi, aldosteron etkisi nerde başlar, nerde biter, nerde en fazla etkiyi gösterir, nereden ne emilir, ne emilmez dikkate değer diğer noktalardır.

Sonuç olarak tus fizyolojisi ne guyton kadar yorucu ne de içinden çıkılmayacak kadar eziyetlidir. Tüm konuları bitirdikten sonra bir kez daha tekrar edip yeni derse geçmeden önce 2 kez bitirmiş olmak çok fayda sağlar. Bazı dershanelerde hematoloji, endokrin, gastrointestinal sistem ve genital sistem konuları çok üstün körü geçilir. Sebebi ise diğer dersler tarafından, sınavda sorulan sorulara cevap verebilecek düzeyde destekleniyor olmasıdır. Bu çoğunlukla böyle olsa da yine de ilgili branşı kendi diliyle de okumaya ihtiyaç vardır. Örneğin birçok endokrin sistem sorusunu dahiliye bilgilerinden çözmek mümkündür ama bu kesinlikle endokrin fizyolojiyi dahiliyeye havale etme gerekçesi olamaz. Eğer öyle yaparsan tiroitte iyodun hücre içine taşınmasına aracılık eden potansiyel pendrin sorusunu asla cevaplayamazsın. Ya da sindirim kanalı katmanlarını tamamıyla es geçersen cerrahide hangi tabakadan sonra evre atlar anlamakta çok zorlanırsın. O açıdan her ders veya konu başka branşlarca destekleniyor olsa bile yine de kendi dilinde okumakta daima fayda vardır.

Saygılar…



Cevapla

“Fizyoloji” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir